ABDURRAHMAN MANSUR ÇAM AĞACI
Yazı Detayı
06 Mayıs 2021 - Perşembe 16:56 Bu yazı 897 kez okundu
 
ÇAM AĞACI
ABDURRAHMAN MANSUR
 
 

Zeytinyağlı yiyemem aman
Basma da fistan giyemem aman
Senin gibi köylüye
Ben “Efendim” diyemem aman


Milletler arasındaki mücadele askeri alandan daha çok, iktisat, kültür, edebiyat, şiir, mimari, musiki, teknik, film,
resim vb her alanda süregelir. İşgal sadece askeri alanda olmaz.


Bir türkü yazdırılarak, zeytinyağının kötülenip margarin pazarına dolayısı ile küresel ilaç şirketlerine pazar
açıldığı süreçler yaşandı ülkemizde.


Aynı türküde basma fistan da kötülenmiş her cemiyette yenisi alınması gereken sentetik kumaştan mamul
sağlıksız giysilere alan açılmıştı. Ayrıca kültürel bir öğe de silinmiş oluyordu.


Kızların bilinçaltında köylü imajı kötü olarak resmedilmiş köyleri boşaltma projesinin yolları açılmıştı. Artık
köyde yaşayan erkek istenmiyordu. Devamında Toki projelerinin köyleri boşaltma sürecinin parçası olduğu söylenebilir.


Bütün bunlar güle oynaya türkü söylerken gerçekleşti. İlginç olan başka bir yön ise bu tür işgallerin neticesi
fiziksel ve ruhsal sağlık sorunları ve ilaçlar üzerinden endüstriyel tıp aboneliği olmasıdır.

 

Orman, Ziraat ve Peyzaj alanında da benzer durumları yaşadık ve yaşıyoruz.

 

Yine küresel bir operasyon ile Ege ve akdeniz Bölgemizde delice yani yabani zeytin ağaçları kesiliyor ÇAM
ağaçları dikiliyordu. Ardından tüm ülkeye uygulandı.


Dünyadaki çam ağacı varlığının yüzde 23 ü ülkemizde. Yani olması gerekenin 10 katı. Peki bu nasıl oldu ?
Bizim akademisyenlerimiz diplomalı gençlerimiz nerede durdu ?


Esas mesele daha sonra çıkacaktı. Ülkenin her yeri çam ağaçlarıyla istila ediliyor maki türü bitkiler ve otlaklar
yok oluyor meşe ormanları azalıyordu. Bu, mera hayvancılığının ve köyün yok edilmesi demekti. Keçi yasağı gibi art
niyetli bir uygulama daha topraklarımızda yer bulmuştu.


Epeydir TKDK üzerinden AB fonları ile endüstriyel hayvancılık tesisleri deskleniyor mera hayvancılığı pazarda
dezavantajlı hale getiriliyor zaten.


Yangın tehlikesi ve zararı ise ihanetin başka bir boyutu idi. Çam ağaçlarının bulunduğu bölgede yangın özellikle
kozalakların etkisi ile çok hızlı yayılmakta, söndürmek çok zor ve çok maliyetli olmaktadır.
Tarım ve Orman Bakanlığı son yıllarda farklı tür ağaçlar dikmeye başladı fakat karayolları gibi bazı kurumlar

devam ediyor.


Peki şimdi ne yapmalıyız ? Diğer bitki örtüsü ve kırsal yaşam için menfi olan bu durumu nasıl düzeltebiliriz ?
İlk olarak AHŞAP YAPI teşvik edilmeli. Çevreye ve sağlığa zararlı beton ve demir kullanımını azaltacaktır.
Çam ağacının artan parçaları yakacak olarak kullanılabilir. Doğalgaz ve elektrik kullanımını azaltacaktır.
SOBA konusu önemli. Soba kuramadığınız bir yer ev veya işyeri sayılamaz. Ocaksız ev olmaz aile olmaz.

Kahverengi kozalaklar toplanıp yakacak olarak veya bahçelerde gübre olarak kullanılabilir.


ÇAM KOZALAKLARI küçük iken yani yeşil renkli iken toplanıp çayı, reçeli, pekmezi yapılabilir. Yoğurt
mayalarken bir parçasının katıldığı örnekler görmüştüm.


ÇAM ÇIRASI küçük parça halinde cam sürahi içinde bekletilirse suyu daha hoş ve alkali yani daha sağlıklı hale
getirir.


Çeşme suyu kullanılıyor ise klorun uzaklaşması için en az 10 dakika üstü açık bekletilmeli sonra içine çıra parçası
koyulmalıdır. Su azaldıkça üzerine klorsuz su eklenebilir. Çıranın etkisi 2 hafta kadar devam eder.
Çıra bardağı veya Çam bardağı da üretilebilir kullanılabilir.


Bunlar çam ağacı istilasını önemli ölçüde azaltacaktır. Sağlık ve ekonomi açısından önemlidir.


Çam ağacı herdem yeşil heyelan önleyici güzel bir ağaçtır. Diğer ağaçlar ve bitki örtüsü ile dengeyi korumak en
doğrusu olacaktır.


Belediyeler ve sivil toplum örgütleri bu konularda önayak olmalı.

 
Etiketler: ÇAM, AĞACI,
Yorumlar
Haber Yazılımı